12 Ekim 2016 Çarşamba

Saygılar...

 Bir zaman makinesi istiyorum. Herşeyi yaşanmamış yapabilmek için. Sonra diyorum "Hani herşey sana birşey öğretiyordu" yedin mi ulan bunca yıl kendini. Ama diyor bir ses "yoruldum öğrenmek istemiyorum ki ben" .  Öğrenme durmaz, alzheimer bile olursun.  Ooo o zaten genetik bizde allahın emri. Peki olursan mutlu olur musun diye soruyorum. Olurum galiba. Ya olmazsan, şu satırları bile onlara borçlusun, nankörlük yapma be!  Nankörler, hainler, sevmeyen, mış gibi yapanlar olmasa kalemin bu kadar güzel oynar mı?  Oynamaz. O zaman hayatımı, boka çeviren, her günümü niye, neden soruları ile zehir eden bir grup zalım insana teşekkürü borç bilirim. Saygılar...

16 Nisan 2016 Cumartesi

Nefesim nefesinde sevmek isterdim

Bugün ne olmasını isterdin? Bugün ne hissetmek isterdin? İnsanların seni nasıl tanımlamasını isterdin?
        Bugün günaydın canım yazan bir mesajla uyanmak isterdim. " Bugün kahve içelim mi beraber" diye korkmadan sorabilmek isterdim. Rededilme korkusu olmadan, yanlış anlaşılma korkusu olmadan ve cevap evet olsun lütfen, demeden. Bir fincan kahve içmeyi önerebilmek isterdim. Seni özledim diyebilmek isterdim, yanıma gel, bana sarıl, öp diyebilmek isterdim. Bugün dizlerimde başın, seninle ludovico-una mattina dinlemek isterdim. Bugün hiç konuşmadan seninle anlaşabilmek isterdim. Bugün yeni bitirdiğim kitabın bütün ayrıntılarını sen "isyaan"  diyene kadar sana anlatmak isterdim. Bugün akşam yemeğine kalsana dediğimde, eve gitmem lazım canım, arıyacağım seni deyip beni öpmeni, arkandan baka kalmayı isterdim. Bugün bana aşkım demeni istediğimi bildiğim halde canım ile yetinmemek isterdim. Kendimden, senden utanmamak isterdim, bugün nasıl hissediyorsun bilmek isterdim. Bugün seni yanıbaşımda, kollarımın arasında, nefesim nefesinde sevmek isterdim.
     


16 Mart 2016 Çarşamba

Olsun be insanlık ölsün, Irkımıza birşey olmasın...

    Ah benim canına yandığım ülkem,  uyandığım ilk saatlerden bu yana bütün sosyal medyada "will you be ankara"  isyanını görüyorum. Sen ankara olabildin mi?  Sen bu ülkenin çocuklarına,  kendi çocuklarına sahip çıkabildin mi de başkadından medet  umuyorsun...
     Bu ülkenin dört bir yanını tecavüzler, cinayetler, katliamlar sarmış ama sen istiyorsun ki senin ayağa kalkıp da hesap sormadığın bu ülke için, sende ufacık bir merhamet kırıntısı göremeyen bir umut ışığı göremeyen avrupalısı, asyalısı  sokağa dökülsün. Karamanda 1,2,3 rakam farketmeksizin seni isyan ettirmesi gereken ama 45 kişinin hayatı boyunca atlatamayacağı bir travma yaşamasına yol açan bir olay yaşandı. Belki haftalarca, aylarca örtbas edilmiş, duyurulmamış kimseye,  ve o aşağılık insan onu sırf kendi çıkarlarını korumak adına açığa çıkarmamış o kuruma minnettar yemiş, içmiş o güzelim masum yürekler yataklarında dört dönerken, başlarını yastığa koyduklarında, güzel hayallere dalması gerekirken başlarına ne geleceği düşünerek uykuya daldığında, o rahat rahat karşılıklı çıkar ilişkisine ( ki bunu yazarken bile bir çocuğun bütün hayatını mahfetmek nasıl hangi parayı, itibarın karşılığıdır diye yüreğim susmuyor)  duyduğu güvenle uyumuşken ve sen hala masumiyetin yok olmasına göz yumarak geleceğini yok eden kurumlara göz yumarak, çocuğunu korumayarak ırk peşinde koşmaya devam ediyorsun. Şimdi hep beraber hayal kuralım, Bir ülke düşünün, kadınları her tenhada tehlikede babalar kızlarını tek başına bir yere gönderdiğinde gözü hep telefonda aklı hep çocuğunda, sonra bir anne, çocuğu daha iyi bir okul kazansında geleceği ben yanında değilken garanti olsun diye ilkokuldan itibaren gönderdiği etüt merkezlerine artık içi rahat gönderemiyor. Bir abla,  kardeşi kaybolmuş günlerdir eve gelmiyor, abisine bakıyor şüpheli, babasına bakıyor kafası karışık hayır diyor yapmaz kıymazlar kendi canlarına polise gidiyor yapılan bütün araştırmalar abiyi işaret ediyor namusunu temizlemiş biricik abi, başına birşey geldiğinde telefona sarılıp yardıma çağıracağı abi onun katili olmuş. Okul, etütler, yüzlerce şubesi olan vakıflar, abiler, öğretmenler, eşler, en yakınlarımız...  Ve uyuyan bir ülke hala aynı ekmeği bölüştüğü insanların tabutlarına meraklı, ırk peşinde koşan bir halk...  Sen kendi evlatlarına bile sahip çıkmaktan aciz bir halk iken sana kim niye sahip çıksın, onlar kendi ülkelerine önce sahip çıktılar. Ölülerinin, kadınlarının, evlatlarının, geleceklerinin hesabını sordular,  Sonra kim ne destek verirse versin o zaten kurtarıcı değil destek oldu onlara sadece... 
    Sen ne kadar değer veriyor ve koruyorsan insanlarda o kadar değer veriyor ve sahipleniyor.  Herkes biliyor ki, sen orada ölen insanlara değil, ölen Türk insanlara üzülüyorsun, Sen ırkını insanınından önce tutarken gelip hiç kimse senin davana sahip çıkmaz.
  



Posted via Blogaway


2 Mart 2016 Çarşamba

Ölmek Yasak...

Daha önce bıçaktan hiç su içmedim.
Hiç kısılmadı kerpetene bıyıklarım.
Gururlu bir gemiyim oldum bittim.
Sabah olur yelkenlerimi saklarım.
Özgürlük dediğim yerde demirledim.
Üstüme varma bulutları tutamam.
Böyle paldır küldür gideceklerdir.
Gelmezsen farketmez kimseyi aramam.
Asıl sevdiklerim en içimdekilerdir.
Onlarla yaşarım eğer yaşarsam.
Olur mu gecemi yeşile çalmak.
Yıldız çivilemek paramak uçlarıma.
Ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak,
Hiç doğmamayı isterdim ama,
Bir kere doğmuşum ölmek yasak.
             ATTİLA İLHAN
Senin beni sevmediğini,gerçekten sevmediğini anladığım günden beri bir hayalet hediye ettin beni sevenlere...
Tepeden tırnağa aşka, tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet. Bu hayaletin içinde beni değil seni gördüler hep. Kimi bu hayalete dayanamayıp çekip gitti, kimisi senin beni beklettiğin kapıda beni bekledi. Seni beklemekten yorulur onunla birlikte çekip giderim diye buralardan. Seni unutmak için başladığı her ilişkiyi yine seninle aldatan bir hayalete...
Seninle kendini,bütün hayatını,düşlerini çocukluğunu , yaşadığı bütün acıları aldatan bir hayalete... Bir tek sana duyduğu sevgisi doğru olan, bu yüzden bütün hayatı bir yalan olan hayalete...


18 Şubat 2016 Perşembe

Yaşadığın her an, yaptığın her yanlış, boşa geçirdiğini düşündüğün her saniye senin öğretmenin, kıymetini bil, onu kullan...

SİZİN İÇİN NEYİN ÖNEMLİ OLDUĞUNA KARAR VERİN VE GERİSİNİ BOŞVERİN…
Hayatımın bir bölümünde ne kadar keskin olursam o kadar güçlü olurum, güçlü görünürüm yanılgısına fena halde kapılmıştım.
Hayatımın bir bölümü dediysem, öyle ufak tefek minnacık şirin birkaç aydan bahsetmiyorum. Bildiğin koskoca yıllar… Dahası bunun çok iyi bir şey olduğuna dair çevremden övgüler alıp duruyordum. Eş, dost dediğimiz  bir grup insan beni çocuklarına örnek gösteriyordu. Bende her geçen gün daha sert, daha çekilmez bir insana dönüşüyordum. O zamanlar, şuan hayatımı şekillendiren zamanlar…  Düşündüğüm zaman, biri çıkıp beni bir kenara çekip, bu kadar keskin olmak zorunda değilsin, güçsüz olmak kötü değil, hem ne var net kararların olmasa, sert olmasan, duygularını gösteriyormuş gibi yaparken bile güçlü davranmasan… İnsanlar görse içindeki gerçekleri. Karşındakine duygularını ne kadar belli edersen o kadar çok canın yanacağı öğretildi bize, eğer içini açarsan kullanılıp atılırsın dediler . Peki güçlü halini de kullanan olmadı mı, oldu ! Doğru insanları hayatının içine almak kolay iş değil. Güçsüz yada güçlü ol fark etmez… Ki benim en çok hata yaptığım zamanlar en keskin olduğum zamanlar olmuştur hep, nedenini ise zaman ilerledikçe daha çok anlıyorum. Çünkü ben düşüncelere o kadar çok kapıldım ki kalbimi hiç dinlemedim. O ne istiyor diye dönüp ona tek bir dakika ayırmadım. Planlar , programlar yaparken hep mutsuz olduğumu ve bu durumu değiştirmek için aklımın rehberliğine ihtiyacım olduğunu tekrarlayıp durdum.  Dönüp arkama baktığımda elimde pek fazla bir şey kalmamıştı. Pek yaşlı sayılmam hatta bazı insanlara göre çok bile gencim ama kalbimi o kadar bırakmış ve aklımın beni mükemmel şekilde kullanmasına öyle bir izin vermişim ki onun bana yaşattığı anlık sevinçleri bile kalbimin onayladığını mutlu olanın o olduğunu sanmışım. Hâlbuki o çok yorulmuş bu hengamenin içinde…  Oturup onu dinlemeye başladığım andan beri içimi bir hüzün kaplıyor, ne kadar çok yanlış yapmışım, yanlış yerlerde, yanlış kişilerle zaman geçirmişim diye ama bu hüznüm ve bu vakit kaybım kalbimi gerçekten duymaya başladığım anda benim en doğru rehberim olacak. Bana öğrettikleri paha biçilemez… “Yaşadığın her an,  yaptığın her yanlış, boşa geçirdiğini düşündüğün  her saniye senin öğretmenin, kıymetini bil, onu kullan “ …  Ya bu hataları yapmamış olsaydın; Bomboş geçmiş bir gençlik olurdu ellerinde. Sen çok fazla düşüncelere dalarak hata yaptın, senin gibi başka biride kalbini dinlediği için hata yaptığını başka bir yerde oturmuş düşünüyor. Ama bana sorarsanız siz yine ’de kalbinizi dinleyip hata yapın ve pişman olmayın. En azından ölüme 5 kala , kalbiniz bangır bangır bağırdığında, çaresiz boyun büküp yaşamadıklarına üzülmektense , için rahat mutlu kapatırsın gözlerini…

Duygularımı yansıttığımı sandığım her an şuan tekrar düşündüğümde sahte geliyor bana.  Ve şimdi anlıyorum çevremdeki sahte insanların varlığının sebebini…  Kalbimi dosdoğru açıp içimden geleni dilime, vücuduma yansıtma vakti… 

6 Ocak 2016 Çarşamba

Hayatımızdaki Karabasan

       Hayatımız boyunca başarılı olduğumuz anı hayal edip duruyoruz. Ama hiçbir zaman bizi engelleyen ne diye başımızı ellerimizin arasına alıp oturup şöyle bir düşünmüyoruz.
      Nedir ya bu karabasan gibi bizi engelleyen. Her adım attığımızda paçalarımızdan bizi yakalayıp yürümemizi engelleyen doğa üstü güç, evet doğa üstü bir güç o çünkü ben insanı engelleyen ,durduran öyle sıradan bir etken hiç görmedim. İnsan öyle bir varlık ki şimdiye kadar gerçekten isteyipde sahip olmadığı ne iş,ne araba nede insan gördüm. Bu kadar güçlü bir varlık nasıl olurda hayal kurmaz, kurduğu hayaller için uğraşmaz. Ona dayatılan tek amacı para kazanmak olan bu sisteme baş eğer. Sana engel olan yine sensin ! Universite dedin oldu veya ticaret yapmak istedin yaptın,araba almak istedin aldın,ev istedin aldın üstüne birde düzenli hayat dedin evlendin. Şimdi düşün bakalım,  bunları yapan kim. Bir başkası mı yapti! Hayır , sen yaptın o zaman hayallerinden niye vazgeçtin. Onlar için niye uğraşmadın . Ben söyleyim sana korktun başkalarının haklı çıkmasından , başarısız olmaktan, istediğin kadar zengin olamamaktan. Şimdi belki para kazanıyosun yada istediğini düşündüğün okuldasın. Hayallerin ise bir köşede duruyor öylece duruyor. Onun hakkında belkide düşünmüyosun ,düşünmek istemiyosun. Merak etme oda senin için aynı düşüncelerde çünkü hiçbir hayal , onu gerçekten istemeyen,onun için yolda düşmekten korkan,sahip olduğunu düşündüklerinden vazgeçemeyen biri için kendiliğinden hayat bulmaz...
   Demem o ki , istediklerin , sahip oldukların senin değil, senin istediklerin değil... Sadece hayal ettiklerine sahip olduğunda onun nasıl sıcak ve gerçek duygu olduğunu farkettiğinde , onun için düştüğünde bile nasıl mutlu hissettiğini farkettiğinde , işte o zaman yaşadığını hissedecek, korkmayacaksın ve sahip oldukların ve olacakların senin gerçek başarın olacak...