12 Ekim 2016 Çarşamba
Saygılar...
16 Nisan 2016 Cumartesi
Nefesim nefesinde sevmek isterdim
Bugün günaydın canım yazan bir mesajla uyanmak isterdim. " Bugün kahve içelim mi beraber" diye korkmadan sorabilmek isterdim. Rededilme korkusu olmadan, yanlış anlaşılma korkusu olmadan ve cevap evet olsun lütfen, demeden. Bir fincan kahve içmeyi önerebilmek isterdim. Seni özledim diyebilmek isterdim, yanıma gel, bana sarıl, öp diyebilmek isterdim. Bugün dizlerimde başın, seninle ludovico-una mattina dinlemek isterdim. Bugün hiç konuşmadan seninle anlaşabilmek isterdim. Bugün yeni bitirdiğim kitabın bütün ayrıntılarını sen "isyaan" diyene kadar sana anlatmak isterdim. Bugün akşam yemeğine kalsana dediğimde, eve gitmem lazım canım, arıyacağım seni deyip beni öpmeni, arkandan baka kalmayı isterdim. Bugün bana aşkım demeni istediğimi bildiğim halde canım ile yetinmemek isterdim. Kendimden, senden utanmamak isterdim, bugün nasıl hissediyorsun bilmek isterdim. Bugün seni yanıbaşımda, kollarımın arasında, nefesim nefesinde sevmek isterdim.
16 Mart 2016 Çarşamba
Olsun be insanlık ölsün, Irkımıza birşey olmasın...
Ah benim canına yandığım ülkem, uyandığım ilk saatlerden bu yana bütün sosyal medyada "will you be ankara" isyanını görüyorum. Sen ankara olabildin mi? Sen bu ülkenin çocuklarına, kendi çocuklarına sahip çıkabildin mi de başkadından medet umuyorsun...
Bu ülkenin dört bir yanını tecavüzler, cinayetler, katliamlar sarmış ama sen istiyorsun ki senin ayağa kalkıp da hesap sormadığın bu ülke için, sende ufacık bir merhamet kırıntısı göremeyen bir umut ışığı göremeyen avrupalısı, asyalısı sokağa dökülsün. Karamanda 1,2,3 rakam farketmeksizin seni isyan ettirmesi gereken ama 45 kişinin hayatı boyunca atlatamayacağı bir travma yaşamasına yol açan bir olay yaşandı. Belki haftalarca, aylarca örtbas edilmiş, duyurulmamış kimseye, ve o aşağılık insan onu sırf kendi çıkarlarını korumak adına açığa çıkarmamış o kuruma minnettar yemiş, içmiş o güzelim masum yürekler yataklarında dört dönerken, başlarını yastığa koyduklarında, güzel hayallere dalması gerekirken başlarına ne geleceği düşünerek uykuya daldığında, o rahat rahat karşılıklı çıkar ilişkisine ( ki bunu yazarken bile bir çocuğun bütün hayatını mahfetmek nasıl hangi parayı, itibarın karşılığıdır diye yüreğim susmuyor) duyduğu güvenle uyumuşken ve sen hala masumiyetin yok olmasına göz yumarak geleceğini yok eden kurumlara göz yumarak, çocuğunu korumayarak ırk peşinde koşmaya devam ediyorsun. Şimdi hep beraber hayal kuralım, Bir ülke düşünün, kadınları her tenhada tehlikede babalar kızlarını tek başına bir yere gönderdiğinde gözü hep telefonda aklı hep çocuğunda, sonra bir anne, çocuğu daha iyi bir okul kazansında geleceği ben yanında değilken garanti olsun diye ilkokuldan itibaren gönderdiği etüt merkezlerine artık içi rahat gönderemiyor. Bir abla, kardeşi kaybolmuş günlerdir eve gelmiyor, abisine bakıyor şüpheli, babasına bakıyor kafası karışık hayır diyor yapmaz kıymazlar kendi canlarına polise gidiyor yapılan bütün araştırmalar abiyi işaret ediyor namusunu temizlemiş biricik abi, başına birşey geldiğinde telefona sarılıp yardıma çağıracağı abi onun katili olmuş. Okul, etütler, yüzlerce şubesi olan vakıflar, abiler, öğretmenler, eşler, en yakınlarımız... Ve uyuyan bir ülke hala aynı ekmeği bölüştüğü insanların tabutlarına meraklı, ırk peşinde koşan bir halk... Sen kendi evlatlarına bile sahip çıkmaktan aciz bir halk iken sana kim niye sahip çıksın, onlar kendi ülkelerine önce sahip çıktılar. Ölülerinin, kadınlarının, evlatlarının, geleceklerinin hesabını sordular, Sonra kim ne destek verirse versin o zaten kurtarıcı değil destek oldu onlara sadece...
Sen ne kadar değer veriyor ve koruyorsan insanlarda o kadar değer veriyor ve sahipleniyor. Herkes biliyor ki, sen orada ölen insanlara değil, ölen Türk insanlara üzülüyorsun, Sen ırkını insanınından önce tutarken gelip hiç kimse senin davana sahip çıkmaz.
Posted via Blogaway
2 Mart 2016 Çarşamba
Ölmek Yasak...
Daha önce bıçaktan hiç su içmedim.
Hiç kısılmadı kerpetene bıyıklarım.
Gururlu bir gemiyim oldum bittim.
Sabah olur yelkenlerimi saklarım.
Özgürlük dediğim yerde demirledim.
Üstüme varma bulutları tutamam.
Böyle paldır küldür gideceklerdir.
Gelmezsen farketmez kimseyi aramam.
Asıl sevdiklerim en içimdekilerdir.
Onlarla yaşarım eğer yaşarsam.
Olur mu gecemi yeşile çalmak.
Yıldız çivilemek paramak uçlarıma.
Ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak,
Hiç doğmamayı isterdim ama,
Bir kere doğmuşum ölmek yasak.
ATTİLA İLHAN
Senin beni sevmediğini,gerçekten sevmediğini anladığım günden beri bir hayalet hediye ettin beni sevenlere...
Tepeden tırnağa aşka, tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet. Bu hayaletin içinde beni değil seni gördüler hep. Kimi bu hayalete dayanamayıp çekip gitti, kimisi senin beni beklettiğin kapıda beni bekledi. Seni beklemekten yorulur onunla birlikte çekip giderim diye buralardan. Seni unutmak için başladığı her ilişkiyi yine seninle aldatan bir hayalete...
Seninle kendini,bütün hayatını,düşlerini çocukluğunu , yaşadığı bütün acıları aldatan bir hayalete... Bir tek sana duyduğu sevgisi doğru olan, bu yüzden bütün hayatı bir yalan olan hayalete...
18 Şubat 2016 Perşembe
Yaşadığın her an, yaptığın her yanlış, boşa geçirdiğini düşündüğün her saniye senin öğretmenin, kıymetini bil, onu kullan...
6 Ocak 2016 Çarşamba
Hayatımızdaki Karabasan
Nedir ya bu karabasan gibi bizi engelleyen. Her adım attığımızda paçalarımızdan bizi yakalayıp yürümemizi engelleyen doğa üstü güç, evet doğa üstü bir güç o çünkü ben insanı engelleyen ,durduran öyle sıradan bir etken hiç görmedim. İnsan öyle bir varlık ki şimdiye kadar gerçekten isteyipde sahip olmadığı ne iş,ne araba nede insan gördüm. Bu kadar güçlü bir varlık nasıl olurda hayal kurmaz, kurduğu hayaller için uğraşmaz. Ona dayatılan tek amacı para kazanmak olan bu sisteme baş eğer. Sana engel olan yine sensin ! Universite dedin oldu veya ticaret yapmak istedin yaptın,araba almak istedin aldın,ev istedin aldın üstüne birde düzenli hayat dedin evlendin. Şimdi düşün bakalım, bunları yapan kim. Bir başkası mı yapti! Hayır , sen yaptın o zaman hayallerinden niye vazgeçtin. Onlar için niye uğraşmadın . Ben söyleyim sana korktun başkalarının haklı çıkmasından , başarısız olmaktan, istediğin kadar zengin olamamaktan. Şimdi belki para kazanıyosun yada istediğini düşündüğün okuldasın. Hayallerin ise bir köşede duruyor öylece duruyor. Onun hakkında belkide düşünmüyosun ,düşünmek istemiyosun. Merak etme oda senin için aynı düşüncelerde çünkü hiçbir hayal , onu gerçekten istemeyen,onun için yolda düşmekten korkan,sahip olduğunu düşündüklerinden vazgeçemeyen biri için kendiliğinden hayat bulmaz...
Demem o ki , istediklerin , sahip oldukların senin değil, senin istediklerin değil... Sadece hayal ettiklerine sahip olduğunda onun nasıl sıcak ve gerçek duygu olduğunu farkettiğinde , onun için düştüğünde bile nasıl mutlu hissettiğini farkettiğinde , işte o zaman yaşadığını hissedecek, korkmayacaksın ve sahip oldukların ve olacakların senin gerçek başarın olacak...