31 Ekim 2015 Cumartesi

Bizimkisi Bir Saflık Hikayesi

Bu gece bir hikaye yazalım beraber aşırı acıklı olsun ama ,daha farklısı düşünülemez zaten…

Bir kız ve bir erkek  olsun birde kötü kadın olsun ,yok yok olmasın kötü kadın kız salak olsun kimseye gerek kalmaz zaten. Mutlaka bir akıl hocası olsun ama şöyle asil ,erdemli bir duruşu olsun ama mutlaka yalnız olsun , ince işlerden iyi anlasın bu abimiz bu abi o kadar iyi olsun ki kimse sorgulamasın niye bu yalnız lan o zaman diye , herkes büyük aşk yaşamış sansın abimi ama o büyük aşk değil büyük yanılgı yaşamış olsun sonra öğrensin ama seyirci ,dursun şimdi bu cepte. Ne kaldı bakalım hah hatırladım aşk hikayemiz şimdi bakalım bu kız salaktı şimdi kavuşmalı olmaz bu ne yapmak lazım o zaman çok güzelde olmasın bu kız orta halli olsun ama kızıl saç şart bu kıza salak ama atarlı olsun saçlarda öyle haşin olsun ahenkle falan rüzgarda dans etmesin ama ,çünkü bizim kız az salak ,öyle romantik şeyler olmaz ona, ancak o buluşmada giyeceği en sevdiği pantolunu yıkamayı unutur sonrada olmayan özgüveni kırılır hemen çatırt diye orta yerden…Kafada oturmuştur bişeyler belki…bu kız mutsuz olacak arkadaş başka yolu yok zaten! salak olmasının bir getiriside ,adaletten yoksun bu dünyada adaleti sağlayabileceğine dair bir düşünce ,kendisi pek fazla fantastik film izlerde, batmanler ,ironmanler falan havada uçuşur…Bu kız sanarmış ki ; eğer o iyi olursa ,yardımsever olursa,haklıyı haksızı ayırt ederse en çokta çok severse mutlu olurmuş ve çok sevdikleride onu severmiş. Sonra birgün yine birilerini çok severken onlara yapılan haksızlığa dayanamamış ,atılmış panter gibi sevdiklerini üzen adamın üstüne ,beklemiş biraz arkadan onlarda geliyorlardır şimdi demiş ,yerle yeksan eder biz bu adamı üstüne de az şekerli bir Türk kahvesi içeriz demiş…Ne olmuş dersiniz beklemiş ama ne gelen ne giden olmuş ,sonra o kötümü kötü adam kaldırmış kızı bırakmış yere,Öyle bir çarpış yok yere kol,bacak,kafa dağılmış ama kız bir şey hissetmemiş, farketmemiş bile kalbinin sesi herşeyi bastırıyormuş.Esas oğlan giriş yapsın artık. Bizim saftirik kalbi ile mantığı birbirini suçlarken olan bitene daha fazla maruz kalmamak için bol bol uyumuş…Yine bir gün uykusu kaçmış uyurken ,beklenmedik bir bir şey olmuş bir yarasa konmuş penceresine ağzında yarısı yenmiş bir not “nasılsın” yazıyormuş,kız şok beklemiyor tabi sonra cevap yazmış” iyiyim “ yalan tabi.Sonra “buluşalım mı” mesajlar ilginçleşiyormuş ,buluşmuşlar kahve içmişler,tekrar buluşmuşlar yemek yemişler,bir daha buluşmuşlar çay içmişler ,sonra bir daha buluşmuşlar çocuk hasta olmuş tabi bu soğukta dışarı çık dur bünyede zayıflamış, tabi sonbahar bu çarpar adamı acımaz.Bizim kız üzülmüş bir bahane bulmuş çağırmış bizimkini çorba yapmış ama ona “sana yapmadım akşam yemeği bu demiş” salak bu ya ,adam olmaz.Desene be sana yaptım ,kıyamadım diye yok demez dermi, neyse bizim esas oğlanda yiyememiş zaten işi çıkmış..Kalmış bizim kızda ortada mevsimi geçen acur gibi…Bu hikayede burada biter ama gişe yaparsa devamını tabiki yazarım ;)

26 Ekim 2015 Pazartesi

Özlem duygusu ağır gelince;

İçimde seni bulmak için çok sevdiğin ama sadece aşırı melankolik ruh hallerimde açtığım şarkılarımı açıyorum ve hop sen buradasın yanı başımda…Ama ben mutsuzum .Seninle ben mutlu değiliz ,ben benimle iken mutsuzum , sen seninle iken mutlu musun? Bazen merak duygusu özlem kadar ağır oluyor içerimde ne yapıyor, kiminle beraber, ne yedi , nereye gitti… Bu sorular benim sorularım değil benim sorum sana” mutlu musun? “Mutlu isen senin adına mutlu olmam gerekiyor ,çünkü şuan onun provasındayım ben...Avuntu beni tutuyor , yüreklendiriyor , iyi bir insan, öz verili bir kadın oluveriyorum bir anda inanamazsın bende ki senin mutluluğunda bulduğum huzura…Yalan !!! kocaman bir yalan bende istiyorum mutlu olmanı ama içim titriyor başkası ile mutlu olduğunu düşündüğümde ona bana bakmadığın gibi baktığını düşündüğümde, dokunduğunu düşünmek ,onun teninde kendini bulduğunu düşünmek, böyle bir acıyı yaşandı mı sen hiç…Nefesini tutuyor insan, boğazındaki yanma hissiyle nefes ciğerini paramparça eder zaten alamazsın…Dokunma…Bırak ben bir unutayım seni, bırak ben bir kabulleneyim senin beni sevmediğini, bırak ben kendimi alıştırayım senin bana hiç gelmeyeceğine. Dokunma …Her yanım acı içindeyken aklımı duyamıyorum ben zaten oda pes etti uğraşmıyor benimle ,ben bir soluklanayımda sen sonra mutlu ol. Bende istiyorum sende çok sev, benim seni sevdiğim kadar sev. Daha az, daha fazla değil ama benim kadar sev…

“Mutlu olmak”daki mastarı atalım ve her yere mutlu ol yazalım…Herkes mutlu olsun imkansız olasılıklara sahip bir temenni olsa da mutlu olun…Sizi sevmeyenlerin size mutluluğu temenni etmesine  izin vermeden mutlu olun…